Son Eklenenler Sitemize Abone Olun

Donanma komutanının paralel yapı iddiası

Deniz Kuvvetleri Komutanı olabilecekken istifa eden eski Donanma Komutanı Nusret Güner, paralel yapının şantajları ile ilgili şok iddialarda bulundu: 14 yaşındaki kızımın odasına kamera koydular.

Paralel yapıyı TAKVİM'e anlatan Donanma eski komutanı Oramiral Nusret Güner, "Bunları yapanlar gizli organize bir suç örgütü. Hem küresel sermaye hem de yabancı istihbarat bu işin içinde. Pensilvanya'daki şahıs bunları tek başına yapacak güçte değil" dedi.
Balyoz Davası sonrası Donanma Komutanlığı görevinden istifa ederek paralel yapıya isyan bayrağı açan Nusret Güner, Takvim Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler'e konuştu. İşte Güner'den gündemi değiştirecek çarpıcı açıklamalar:
"TÜRKİYE'NİN YAPISI İLE OYNANDI"
Balyoz kararlarının açıklanmasından sonra, istifa dilekçemi verdim. Türkiye'nin yapısıyla oynandı. Bunu gördüğüm için istifa ettim.
"MÜSLÜMAN OLAMAZLAR"
Deniz Kuvvetleri Komutanı ve Genelkurmay Başkanı beni çağırdı. İstifadan vazgeçirmeye çalıştılar. "Bakın" dedim; "İstifamı geciktirdiğiniz her gün bu şebekeler benim hakkımda da birtakım tasarruflar yapacaklar."
İstifa etmeyince 14 yaşındaki kızımın odasına kamera koydular. "Senin astsubayların koydu" dediler. Bana kızımla şantaj yaptılar. Esas şantajı da devletin savcısı yaptı. Kızımın odasına kamera koymakla suçladıkları astsubayları iddianameye koymadı.
Benim gibi şantaja maruz kalan çok arkadaşım oldu. Bir albay intihar etti. Cem Çakmak kahrından kanser oldu. Bunu yapanlar x mafya grubu. Allah'tan korkan bu iftiraları atar mı? Bu gibi gizli işler içinde olanlar bırakın Müslüman olmayı, Hıristiyan bile olamaz. n BUNLARI yapanlar gizli organize bir suç örgütü. Bu yapıyı 'X mafya' diye tanımlamamın sebebi dış bağlantılı olduğunu anlatmak için... Yabancı istihbarat bu operasyonun içindeydi. Pensilvanya'da yaşayan o şahıs bunları yapacak güçte değil. X mafya kesinlikle bir araçtır. Küresel sermayenin kullandığı bir araç. X mafya küresel güçlerle bağlantılı... X mafyayı görmediğini bilmediğini iddia edenler ise yalan söylüyorlar.
DONANMAYI BİÇTİLER
Küresel güçler Türk Silahlı Kuvvetleri'ni susturmak istiyor. Kara Kuvvetleri içinde varlar. Ama Deniz Kuvvetleri'ne istedikleri gibi sızamadılar. Bu yüzden operasyon yaptılar. İstediklerini bu şekilde almaya çalıştılar. Dünyanın 10 büyük donanmasından biriydik. Bizi biçtiler. Deniz'e bir sızdıysa, Kara'ya 10 sızmıştır.
Küresel güçler Büyük Ortadoğu Projesi uygulamak için devletimize istediğini yaptıramayınca Silahlı Kuvvetler'in demokratik kontrolü kavramını ortaya attılar. Genelkurmay başkanlarımızı kontrol altına almak istediler. Türk Silahlı Kuvvetleri'ne "Komutanların istediğini yapmayın" dediler. TSK'nın altına dinamit koydular. Ordunun binlerce yıllık disiplini ortadan kalkmıştır.
SERMAYE BİZDEN ŞİKAYETÇİ
Türk donanması çökertilerek bölgesel güç olmamız engellenmiştir. Benim mühendislerimi casus diye içeriye attılar. Denizlerde dolaşan güçlü Türkiye istenmiyor. Küresel sermaye deniz kuvvetlerimizden şikayetçi. Türk donanmasını çökerttiler. AB, Türk donanmasını hedef olarak gösterdi. Kara Kuvvetleri'nde neden bir şey yok?
YAŞANANLAR 3. DÜNYA SAVAŞI
Örgüt sizi kullanır. Ne için kullanıldığınızın farkına bile varamazsınız. Biat ise örgüte değil ancak devlete olur. Türk devletini kimse ele geçiremez, ancak büyük bir kaosa sürüklendik. Bana TSK'da imam olup olmadığını soruyorlar. Genelkurmay'a x mafya daha fazla sızmıştı. Orduda x mafya olması gelecekte çok büyük tehlike oluşturur. Devlet x mafyaları mutlaka yargılanmalıdır. Ama x mafya yalnız değil. Karşımızdaki güç çok büyük destekle üzerimize geliyor. Bu yaşananlar resmen 3. Dünya Savaşı...
DARBENİN DE KATLİAMLARIN DA ARKASINDALAR
Küresel güçlerin şu anda yaptığı ileriden savunma. Küresel güçler ve küresel sermayenin yanı sıra yabancı istihbarat da bu operasyonun içinde. 1 Mayıs katliamını, 12 Eylül darbesini de hep onlar yaptı. Yaşadığım haksızlıklardan dolayı 'Taksim Meydanı'nda eylem yaparım' dedim. Üç gün sonra Gezi Parkı Olayları patlak verdi. Yine sahnedeler. Ama Gezi Olayları diğerlerinin yanında çok basit kalıyor.

10 bin kişilik yeni dinleme listesi

Paralel yapılanmaya ait emniyet personeli tarafından yapıldığı ifade edilen dinleme kayıtları ile ilgili iddiaların ardı arkası kesilmiyor. 10 bin kişilik yeni dinleme listesi tam silinmek üzereyken yakalandı. Listede muhalefetten isimlerin de olduğu öğrenildi

Akşam Gazetesi yazarı Murat Kelkitlioğlu, yeni bir dinleme listesinin kısa bir süre sonra kamuoyu ile paylaşılacağını duyurdu.
Daha önce 'Selam terör örgütü' adı altında şantaj amaçlı özel görüşmelerin dinlendiği, politikacı, sanatçı, gazeteci, bürokrat ve işadamlarından oluşan 2 binden fazla kişinin dinlendiği medyaya yansımıştı. Kelkitlioğlu, paralel yapı tarafından dinlenen 10 binden fazla kişinin listesinin tam silinmek üzereyken ele geçirildiğini duyurdu.
Kelkitlioğlu, dinlemelerin hangi amaçla, hangi başlık altında gerçekleştiğinin incelemesinin sürdüğünü ifade ederken, bu incelemeler bittiği anda listenin kamuoyuna açıklanacağını duyurdu.
Kelkitlioğlu bu kez listede dinleme tapeleriyle hükümeti köşeye sıkıştırmak isteyen muhalefet liderlerinin olduğunu da belirtti.
İşte Kelkitlioğlu'nun köşesine taşıdığı yeni 'dinleme listesi' ile ilgili iddiaları:
"Yeni dinleme listesi geliyor

Bundan yaklaşık 1 ay önce tamamen birbirlerinden farklı, aralarında politikacıların, sanatçıların, gazetecilerin, bürokratların, işadamlarının olduğu 2 binden fazla kişinin dinleme listesini öğrendiğimizde dehşete düşmüştük.
Devletin içine çöreklenmiş 'paralel örgüt'ün 'Selam terör örgütü' adı altında zamanı geldiğinde şantaj yapmak amacıyla özel görüşmeleri bile dinlediği bilgisi herkeste 'acaba biz de dinleniyor muyuz' sorusunu gündeme getirmişti.
Bu skandalın patlamasının ardından yeni dinlememe listelerinin olup olmadığı sorulmaya başladı. Çünkü böyle bir örgüt, bu kadar sınırlı sayıda insanı dinlemiş olamazdı. Başka listelerin olduğu kesindi.
Evet, şimdi sıkı durun!
Önümüzdeki günlerde Pensilvanya'dan yönetilen bu 'paralel örgüt'ün dinlediği yeni bir liste daha gündeme gelecek. Hem de bu kez listedekilerin sayısı 10 binden fazla. Yapılan bu yasadışı dinlemeler yine kaçırılmak, liste silinmek istenirken yakalandı.
Bu dosya, şu ana kadar ortaya çıkanlardan çok daha devasa büyüklükte. Şu anda budinlemelerin hangi amaçla, hangi başlık altında gerçekleştiğinin incelemesi yapılıyor. Bu incelemeler bittiği anda açıklanacak. Listede muhalefet partilerinden de isimler göreceksiniz. Böyle bir durumda, iktidarı montaj dinlemelerle köşeye sıkıştırmaya çalışan muhelefetin tavrının ne olacağını çok merak ediyorum.
Kısacası, bugün Türkiye'yi kaosa sürüklemek isteyen bu örgütün geçmişte ne tür skandallara imza attığını bütün açıklığıyla görebileceğiz. Bütün bunlar bugün yaşananların çok daha uzun yıllar önce planlandığını, hedefe varmak için teker teker uygulamaya konulduğunu gösteriyor.

Hanefi Avcı: Herkes Başbakan'ın yanında olmalı

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, gündeme dair çok önemli açıklamalarda bulundu.



Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, Sabah'tan Sevilay Yükselir, Abdurrahman Şimşek ve Yahya Bostan'a konuştu. Paralel yapıyla herkesin mücadele etmesi gerektiğini söyleyen Avcı:"İktidarı, muhalefeti, Türk'ü, Kürt'ü, dindarı, dinsizi ve vatanını seven herkes Başbakan'ın yanında tavır almalı" dedi.
"CEMAATÇİLERE BEN SAHİP ÇIKTIM"
Bugün tartışılan devlet içindeki paralel yapıyı siz 3 yıl önce yazdığınız kitabınızda ele almıştınız. Belli ki bu insanları çok yakından tanıyordunuz...
Avcı: Eskiden biliyorsunuz insanlar 'dindar, İslamcı, Cemaatçi' diye fişlenir emniyet kadrolarında üst görevlere getirilmezdi. Ben geçmişte de hep karşı çıktım. Önemli olan liyakat sahibi olmasıydı. Bu yüzden o dönemde cemaatçi olduğu söylenen insanlara da sahip çıktım. Liyakat sahibi olanlara kritik görevlerde yer açtım. "Bu ülkenin geleceği için güzel insanlar yetişiyor" derdim.
Bir şeylerin yanlış gittiğini ne zaman fark ettiniz?
- Taşkınlıklarına mani olmaya çalışanları tasfiye etmeye başlamaları üzerine farkına vardım.
"SABRİ UZUN GİBİ BİR İSTİHBARATÇIYI HARCADILAR"
Nasıl oldu bu?
- Örneğin Emin Aslan... Celal Uzunkaya, Mustafa Gülcü ve Sabri Uzun gibi isimleri emniyette kurmaya çalıştıkları yapılanmaya engel olacaklarını düşündükleri için ekarte ettiler. Çok ilginçtir... 28 Şubat döneminde Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral'ın "Fethullahçılar raporu" hazırlandığında Emin Bey askere gidip rapora itirazını dile getirmişti. Askeri doğru bilgiler olmadığına ikna etmeye çalışmıştı. Sonra Emin bey Yüksek Şura'da bunların olmaması gereken atama, terfilerine, yanlışlarına karşı çıkınca sahte isimle dinlediler ve mesleğiyle oynadılar. Bir başka mağdur çok iyi bir polis olan Mustafa Gülcü'ydü. Ergenekon Davası başladıktan sonra savcılar emniyetin hazırladığı Ergenekonvari bir yapılanma olduğunu kabul etmesi için baskı yapmışlar. Kabul etmeyince hedef oldu. Bir polis muhbirinin ihbarıyla disiplin soruşturması geçirip pasifize edildi. Emin Aslan'ı yine bir polis muhbirinin ihbarıyla "uyuşturucu kaçakçısı ile ilişkisi var" deyip hapse attılar. Sabri Uzun gibi bir istihbaratçıyı isimsiz ihbar mektupları, sahte kararlarla dinleyip pasif göreve çektiler oradan da müfettiş görevlendirilerek soruşturma açıp 'haksız mal varlığı edindi' diyerek sicilini lekelediler. Bu yaşananlar olan bitenin farkına varmamı sağladı.
"BAŞBAKAN'A HANEFİ AVCI EŞİNİZİ DİNLİYOR DEMİŞLER"
Siz bunu yetkililere anlatmayı denediniz mi?
- Birçok görüşmem oldu. O zaman İçişleri Bakanı Beşir Atalay'dı. Beni samimiyetle dinledi. Ama Başbakan'ın ikna olmadığını sanıyorum. Çünkü paralel yapının bu kadarını yapabileceğine inanmadı. Benim kısa bir süre önceki halim gibiydi durumu yani. Bana da başka biri gelip bu şekilde anlatsaydı, görmeseydim, şahit olmasaydım inanmazdım. Başbakan ve çevresini benden soğutmak için de yanlış bilgiler yaydıklarını düşünüyorum. Örneğin KOM Başkanıyken KOM'un İstanbul'da dinlediği bir yeri Başbakan'ın eşi Emine Hanım aramış. O telefon tapelerini Başbakan'a götürüp "Hanefi Avcı eşinizi dinliyor" demişler. Sonradan gerçeğin bilindiğini, böyle bir dinleme yapmadığımızın anlaşıldığını öğrendim. Ancak benimle ilgili Başbakan'a başka neler söylendi onu bilmiyorum.
"ALLAH ŞAŞIRTTI BAŞBAKAN'A ÇOK ERKEN SALDIRDILAR"
Yani siz derdinizi kimseye anlatamadığınız için yazdınız 'Haliç'te Yaşayan Simonlar'ı...
- Kayıtlara düşmek ve sonrasına ışık tutmak, kamuoyuna aktarmak için yazdım. Zaman beni haklı çıkardı. Hani derler ya; Olaylar yeniyken müdahale ederseniz çabuk önlem alırsınız. Öyle olmalıydı ama olmadı ve o olaylar büyüdü, büyüdü ve şimdi hükümetin karşısına büyük bir kaos olarak çıktı. Ama şükrediyorum ki iyi ki şimdi oldu. İllaki olacaktı sonunda ama Allah şaşırttı ve Başbakan'a çok erken saldırdılar. Bir anormallik vardı ve çok şükür en azından bu hükümet erkenden farkına vardı bu anormalliğin.
"17 ARALIK YOLSUZLUK OPERASYONU DEĞİL"
O zaman siz 17 Aralık operasyonuna sadece yolsuzluk perspektifiyle bakmıyorsunuz.
- Başıma onca işi gelmişken bu yapının yaptığı hiçbir şeye inanmam. Hem böyle yolsuzluk operasyonu mu yapılır? Soruşturmanın nereye gideceğini bilmiyorsunuz ama herkesten saklıyorsunuz. Neden? Çünkü en başından beri niyetiniz belli!
"17 ARALIK USULE UYGUN DEĞİL"
Usule aykırı mı demek istiyorsunuz?
- Evet. Ben de görevdeyken bazı yolsuzluk operasyonları yaptım. Ama yaparken üstlerimi bilgilendirdim. Mesela Enerji Bakanlığı'nda ihalelere fesat karıştırma soruşturması vardı. Bizzat gidip hem Enerji Bakanı'na hem de İçişleri Bakanı'na bilgi verdim. Kim olduklarını, kimlerin adının geçtiğini olayın ne olduğunu anlatmadım ama o bakanlıkta tahkikatlar yaptığımızdan haberdar ettim. Ha yolsuzluk yapan bakanın oğludur, kardeşidir ayrı. Oğlun kardeşin yolsuzluk yapmış demezsin ama bakanlığıyla ilgili bir soruşturma yaptığının bilgisini hem bakanlığına hem de amirlerine haber vermek zorundasın. Validen, Başsavcıdan ya da Adalet Bakanı'ndan niye saklıyorsun? Burada bakıyorsunuz vali şehri yönettiğini sanıyor ama yönetmiyor. Emniyet Müdürü emniyeti yönettiğini sanıyor ama yönetemiyor. İçişleri Bakanı bakanlık yaptığını sanıyor ama gereken bilgiyi alamıyor. Başsavcı da habersiz. Hiçbir amirin haberi olmadan yapılan bir soruşturma var. Böyle bir devlet anlayışı olabilir mi? Bediüzzaman der ki; Hakimiyetin şenni müdahaleyi reddeder. Yani bir yerde bir tek iktidar olur. Çift başlı iktidar olmaz!
"SORUN YALNIZ HÜKÜMETİN DEĞİL HERKESİN"
Mücadele için geç mi kalındı?
- Geç kalındı ama yine de Türkiye bir şans yakaladı. İyi değerlendirmek lazım. Hükümet kararlı ve cesur olmalı. Ancak bu bir yılda iki yılda bertaraf edilebilecek bir yapı değil. Bu sadece polis ya da kriminal hamlelerle de çözülemez. Mücadele uzun bir zaman alacak. Devletin kilit noktalarına yerleşmeleri bu hükümet döneminde oldu. Başbakan kendileri gibi geçmişte dışlanmış bu insanları sahiplendi. Devletin kritik noktalarında görev almalarına hep olumlu baktılar.
Peki bu yapıyla mücadeleden başarıyla çıkılabilecek mi?
- Çıkmak zorundayız. Bir de bu sadece iktidarın sorunu değil. Hepimizin sorunu. Bütün Türkiye'nin. Bugün AK Parti yarın CHP, öbür gün MHP! Kim gelirse gelsin bunlarla mücadele etmek zorunda zaten. O nedenle bu ülkeye aidiyet hisseden herkes, iktidarı muhalefeti, Türk'ü Kürt'ü, dindarı ve dinsizi herkes Başbakan'ın yanında tavır almalı. Bu bir fırsattır, değerlendirilmelidir. Bakın. Bunlara ön ayak olduğu için kızılabilir hükümete. Eleştirilebilir ama hükümet zayıf düşsün Erdoğan iktidardan gitsin diye gidip öbür tarafa destek verilemez. Ben bir mağdur olarak, bunların iftiralarıyla, sahte belge ve komplolarıyla hapse düşmüş hayatı karartılmış bir kişi olarak söylüyorum bunu. Ben de çok kırgınım hükümete. Herkesten daha çok kırgınım çünkü bunların başıma ördüğü çorabı göremediler ve önlem almadılar vaktinde diye. O zaman bana kulak verip bunlara tavır alsalardı ben şimdi görevimin başında bunlarla mücadelede en ön saftaydım.
MUHALEFETİN TAVRINA İÇERDEKİLER KIZIYOR
Sizce operasyonu yapanlar istedikleri algıyı toplum nezdinde yaratabildiler mi?
- Tam tersi oldu. Dışarının nabzını bilemiyorum. Ama bizim mahallede (gülerek cezaevi ortamını kastediyor) algı oldukça farklı. Balyoz ve Ergenekon davalarından yargılananlar şu anda hükümetin yanında tavır alınması gerektiğine inanıyor, muhalefetin tavrına kızıyorlar.

Dinlemeye kurul denetimi geliyor

Hükümet, telefon dinlemeleri için yeni bir çalışma başlattı. Yargı paketi kapsamındaki düzenlemeyle dinleme için hâkim kararı yeterli olmayacak. Filtre görevi görecek kurul oluşturulacak



Çalışmaları devam eden yargı paketindeki en önemli düzenlemeler Ceza Muhakemesi Kanunu'nun telefondinlemeye ilişkin maddelerinde olacak. İktidar, telefon dinlenmesine olanak tanıyan katalog suçların kapsamını daraltılıp, "cebir ve şiddet" kriteri getirmekle yetinmeyecek, karar sürecini de baştan sona değiştirecek. Mevcut sistemde hakimler tarafından verilen dinleme kararları TİB'e gönderiliyor ve uç verilip dinlemeler başlıyor. Bu sistemde yanlış isimler ile pek çok kişinin telefonlarının dinlenmesi mümkün hale geliyor. Bu da bakanlar ve Başbakan'ın telefonlarının dinlenmesine kadar varan bir süreci beraberinde getiriyor.
KARAR KURULA GELECEK
Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılacak değişiklik ile adeta sınırsız hale gelen dinlenmelerin önüne geçilecek. Telefon dinlemelerine karar verecek bir kurul oluşturulacak. Hakimlerin verdiği dinleme kararları bu kurula gelecek. Kurul öncelikli olarak doğru isim dinleme yapılıp yapılmadığına bakacak. Yanlış isimlerle yapılan ya da isimsiz dinlemelere asla izin verilmeyecek.
ONAYSIZ DİNLEME OLMAYACAK
Kurul, önüne gelen kararı "Kim, ne için dinleniyor? Dinleme kararı verilen suç yasada yer alıyor mu? Kuvvetli suç şüphesi var mı? Telefonun dinlenmesi bir zorunluluk mu? Başka bir yöntemle olayın aydınlatılması mümkün mü, değil mi " sorularının yanıtını arayacak. Kriterlere uymayan kararlar iptal edilecek. Böylece dinleme yaygın bir yöntem olmaktan çıkartılıp istisna haline getirilecek. Kurul tarafından yapılan bu inceleme sonrasında "telefon dinlensin" kararı çıkarsa bu TİB'e iletilecek. Böylece dinleme başlamış olacak.

İşler: Esed, Bosna'yı da Hitleri de unutturacak!

Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler çarpıcı açıklamalarda bulundu.



Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler Habertürk'te Nilgün Balkaç'ın sorularını yanıtladı. Son günlerdekidinleme iddiaları ile ilgili konuşan İşler,"Başbakanımız da söyledi. İddia olduğu için bir şey söylemem doğru olmaz. Dinlendiğimibiliyorum. Ama duymuş değilim. Telefonda da pek çok şeyi konuşmak durumundasınız.Yapacak bir şey yok. Çalışma yok ama belki şartlar gerektirirse dinleme ile ilgili hükümetçalışma yapabilirÇalışma da yapsanızdinlemeler önlenemez. Teknoloji çok ilerledi herkes herkesi dinliyor." dedi.
İşte İşler'in konuşmasından önemli satır başları;
BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN BRÜKSEL ZİYERETİ
Avrupa ile ilişkilerimiz fevkalade güzel. Oturduk, anlattık. Türkiye'deki bazı dezenformasyonyayınların onları nasıl etkilediğini gördük. Bizleri oturup dinlediklerinde Başbakanımız her şeyi açıkladı. Samimi ortam vardı. Avrupa ile kriz çıkmasını bekleyenler hayal kırıklığına uğradı.Avrupa tarafında kaygı ve endişe yok.
*Adana ve Hatay'da durdurulan TIR'lar. Muhalefet MİT'in silah taşıdığını söylüyor. İrtibatsızlık söz konusu mu? MİT'in görevleri nedir?
Neden şimdi. MİT 2011'den beri Suriye'de süren bir kriz var. 2011 yılından beri yardımlar TIR'lar gidiyor. O TIR'lar niçin şimdi durduruluyor. Operasyonlar Türkiye'de kriz çıkarmaya yönelik operasyonlardır. Ülkede siyasi kriz çıkarmak isteyenler şimdi yeni kriz çıkarmak istiyorlar. Gerek Gezi olayları, gerek 17 Aralık operasyonlarının görülen hedefi Başbakanımız ve hükümetimizdir. Bir takım odaklar talimatlar veriliyor belli yerlerden düğmeye basılıyor. Hükümeti nasıl sıkıntıya sokabiliriz diye bakıyorlar. Son yaşanan olaylarda şunu gördük. Operasyonlara rağmen ekonomimiz sağlam ayakta duruyor. Türkiye'de en büyük kriz muhalefetin kendi içinde. Bugün başka yarın başka konuşan, delilsiz konuşan muhalefet var. TIR olaylarından sonra CHP MİT'i silah kaçakçılığı ile suçladı. MİT'in görevleri açık. Zamanlama önemli. Bu zamanlamayı halkımızın okuduğunu düşünüyorum.
*Suriye'deki işkence fotoğrafları Cenevrede'ki toplantıyı etkiler mi?
Suriye politikamızın ne kadar doğru olduğu tescil edilmiş oldu. Bu çıkan fotoğraflar resmen soykırım. Esed rejiminin yaptığı zulüm Bosna'yı da, Hitleri de unutturacak. Biz yaşanan trajediye karşı mazlum Suriye halkının yanında olduk. Geçmişte iyi ilişki kurduğumuz Esad'a tavsiyelerde bulunduk. Suriye halkını kardeş kabul ediyoruz.
CHP'den heyetler gitti. Esad'la fotoğraflar çekildiler dün dikkat ettiyseniz CHP'nin grup toplantısı vardı. Kılıçdaroğlu bu konuda tek kelime etti mi? Bu konu üzeri örtülebilir konu değildir. Suriye konusunda doğru bulduğumuz politikaları paylaşıyoruz.
*Dinlemelerde ilgili Teştiş Kurulu'nun kararı ne zaman çıkacak?
Başbakanımız da söyledi. İddia olduğu için bir şey söylemem doğru olmaz. Dinlendiğimi biliyorum. Ama duymuş değilim. Telefonda da pek çok şeyi konuşmak durumundasınız. Yapacak bir şey yok. Çalışma yok ama belki şartlar gerektirirse dinleme ile ilgili hükümet çalışma yapabilir. Çalışma da yapsanız dinlemeler önlenemez. Teknoloji çok ilerledi herkes herkesi dinliyor.
 
Support : | Blogger |
Copyright © 2013. Güncel Haber
Türkçe Sondakika haberleri sondakikaFlash haberler Spor haberleri
Siyaset Haberleri Güncel Dolar Kuru